9 Eylül 2008 Salı

New york New york

Istanbul ve New York'un bir cok ortak noktasi vardir bunlarin en belirgini ikisi de insani yutar, kendine benzetir, acimasizdir ve gurultuludur. New york kaprisli bir tanricadir, kosulsuzca sorgulamadan kendine tapilmasini ister. Adak olarak ruhunuzu ister, vermeye direnirseniz gazaplariyla sizi yalniz birakir, mutsuz ama ne kadar mutsuz olsa da kacamaz New york tanricasinin buyusune kapilmis olumluler, muzigiyle sirenler gibi buyuler, film seridi gibi gozlerini dondurur, Brooklyn koprusunun ustunden gecerken birden bire nefessiz birakir kendine asik edene kadar cilveleriyle aklinizi basinizdan alir. Askinizi itiraf ettiginiz an onu kaybedersiniz cunku o sadece kendine asik etmeyi bilir. Sevmeyi degil, sefkat bilmez, acimak... Oyun oynar her gun asik kalbinizle, uzmek icin yapmaz ama elinden gelmez sizi sevmek, mutlu etmek ebedi New york, kim seni bu kadar uzdu? Neden bu kadar zalimsin? Neden bu kadar guzelsin? Neden beni ozgur birakmiyorsun? Neden tutsagin oldum? diye sormadan gecemez insan tabii New york'un karmasasindan bunlari dusunmeye firsati olursa New york'ta Istanbul gibi O'nu biraktigin an geri cagirmaya baslar seni bir parcani alir birakmaz.

Hiç yorum yok: